BİR ŞARKI SÖYLÜYORDUM
Â
Bir şarkı söylüyordum dilimde kaldı. hemen bağlamayı bırakıp doktora gittim. çaldım kapıyı girdim içeri. sekreterden başka kimsecikler yoktu. aman ne güzel, kimseler yok, hemen içeri alırlar beni diye sevindim.sekretere doğru yaklaşırken, birden kapı zili çaldı. öyle çalıyordu ki sanki bir koca, kos koca bir bidonun içindeymişim gibi, beynimin içine içine işliyordu. bu ne sesiydi böyle. bomba desem bomba değil. davul sesi desem o da değil. iyi de öyleyse ne sesi olabilirdi bu. daha henüz bunları düşünmüş ve sonuca ulaşamamışken, birden bir daha kapı zili çaldı. hem de bu sefer iki defa üst üste. işte tam bu sırada doktor çıka geldi odasından. ''bu ses de ne böyle'' demeye kalmadı, bir ses daha duyuldu sekreter, doktor ve benim tarafımdan.bu ses diğerlerinden daha beter bir yükseklikte, salonun içinde bir o duvara bir bu duvara, duvarları tokmaklarcasına gidip geliyordu. olacak gibi değildi. burdan bir an önce çıkmalıydım, yoksa kulaklarım, beynim mahvolacaktı.kapıya doğru hışımla hareket edip, kapı koluna doğru uzanmaya yöneldim. tam kapı koluna uzanmıştım ki birden bire kapı dışardan açılıverdi.sekreter bir yanda, doktor bir yanda, bense kapıda dışarı çıkmak için pusuya yatmış gibi, hep beraber kalakaldık. kapıdan içeriye yavaş yavaş bir ses giriverdi. hepimiz donmuş vaziyette kıpırtısız onu izliyorduk.yanıma doğru yaklaştı, yaklaştı, yaklaştı, az daha yaklaştıktan sonra hayretler içerisinde ağzım açık kalmış olmali ki, birden bire ağzımdan içeri girdi ve dilimin üstüne oturuverdi. 17.06.2003 (bugün doğum günüm müş :-)  )şahin çokbilir